Recep Altun
16 Takipçi | 27 Takip
Kategorilerim

Blog

Diğer İçeriklerim (178)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (16)

Karanlığı Aydınlatmak

2012-11-07 01:19:00
Karanlığı Aydınlatmak |  görsel 1

Her yer zifiri karanlık, göz gözü görmüyordu. Elimde bir kibrit kutusu, tokada bir bezir çırası vardı. Kibrit çöpünü çaktım ve tokadaki çırayı tutuşturdum. Odayı yanan kibrit çöpünün ezva kokusundan sonra,  çırada yanan kesif bir bezir kokusu sardı. Yer minderine oturup sırtımı berdi yastığa dayadım. Gözlerimi odanın beyaz badanalı boş duvarlarında oynayan bezir çırasının sarı ışık hüzmelerinde gezdiriyor, gönlümce bir hayal aleminde geziniyordum. Yüreğim geçmiş, olduğum yere sızıp kalmışım. Gecenin ilerleyen saatlerinde uyandığım da çıra sönmüştü. Ortalık yine zifiri karanlıktı ama odayı tamamen ağır yanık bir bezir yağı kokusu sarmıştı. Kalktım pencereyi açtım ve içeriyi havalandırdım. Gökyüzü kapalı olduğu için ne bir yıldız, ne de ay görünüyordu. Bezir çırasını tekrar yakmadım. Odadaki yer yatağıma uzandım. Karanlık ne kadar kötü bir şeydi. Karanlığı aydınlatmak da bir o kadar zor ve rahatsızlık vericiydi. Ama günümüzün karanlıklarını aydınlatmak eskisi gibi zor değil… Kıymetini bilelim… Bozkırın Yüreği Devamı

Kumbara ve Ablam

2012-10-23 00:32:00

Sıcak bir Ağustos günüydü. Taş ve kerpiç yapılı evimizin duvarındaki gömme dolapta gözüme ilişen kumbarayı merak etmiştim. Ahşap bölmeleri olan dolabın en üst bölmesinde duran kumbaraya uzandım ve aldım. İsmini hatırlamadığım bir bankaya  ait olan kumbara ne kadar da ağırdı. Onu şöyle bir sağa sola salladığım da kumbaranın duvarlarına çarpan demir paranın sesleri ile birlikte içindeki  kağıt paraya çarpan demir paranın tok seslerini de duyabiliyordum.  Ne babam ne de annem bizlere hiç harçlık vermezdi. Parayı biliyorduk ama, kendimize özgü ihtiyaçlarımız için para harcama imkanımız hiç olmamıştı. Çocukluk bu ya, aklıma hemen kumbaradan para çıkarmak fikri geldi.  Ama nasıl çıkaracaktım.  Hemen sağı solu karıştırdım ve kadınların dantel işinde kullandıkları bir tığ elime geçirdim. Kumbara ile birlikte odadan koridora ve oradan da antreye geçtim. Kimseye görünmeden taş basamakları hızla inip, beni kimsenin bulamayacağı ve göremeyeceği evimizin güney cephesindeki duvara sırtımı yaslayarak oturdum. Kumbaranın bozuk para atılan tırtıllı ağzından tığı içeri sokup başladım karıştırmaya. Kumbarayı bir elimle havaya kaldırıyordum diğer elimdeki tığ ile de parayı tırtıllı ağzından dışarı çıkarmaya uğraşıyordum. Güneş tam tepedeydi.  Ağustos ayının kızgın güneşinin altında saatlerce uğraştım. Alnımdan  terler gözüme akıyor ve tuzlu ter gözlerimi yakıyordu. Yüzümden akan terler de dizleri yamalı pantolonuma damlıyordu. Bir taraftan elimin tersi ile terimi siliyor bir taraftan da kumbaradan para çıkarmaya devam ediyordum.  Kan ter içinde kalmıştım, ama bir tane bile demir parayı kumbaradan dışarı çıkaramamıştım. Bir ara,  birden “Ne yapıyorsun orada?” diyen ablamın se... Devamı

Ben Çoktan Hazırım

2012-08-27 01:54:00
Ben Çoktan Hazırım |  görsel 1

Seni tarih sahnesinden çekip almak istiyorlar Ben buna hangi vicdanla razı olabilirim ki Millieti millet yapan değerleri bir bir siliyorlar Ben buna hangi yürekle göz yumabilirim ki Tarihi şan ve şerefle dolu ey necip milletim! Ben senin uğruna değil de ne için öleceğim? Gelmişse zamanı tarihi nöbeti devralmanın Ben çoktan hazırım, emret nerde öleceğim! Recep Altun - Ankara 27 Ağs. 2012 Devamı

Düşman Ülkeler

2012-08-05 16:54:00
Düşman Ülkeler |  görsel 1

Başbakan Erdoğan, Hakkari’de 6 askerin ve 2 geçici köy korucusunun şehit olması dolayısıyla Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e başsağlığı mesajı gönderdi. Başbakan Erdoğan mesajında, "Terör, er ya da geç kaybetmeye, yok olup gitmeye, milletin azim ve kararlılığı karşısında erimeye mahkumdur.  Türkiye Cumhuriyeti ve aziz millet, sadece terör örgütüne değil; terör örgütünün iplerini elinde tuttuğu canilere de, terör örgütünün iplerini elinde tutan düşman ülke ve çevrelere de haddini, hududunu bildirecek güçtedir" ifadelerine yer verdi. "Hakkari’nin Geçimli Köyü’nde karakolumuza yapılan saldırı sonrasında çıkan çatışmada 6 askerimiz ile 2 köy korucumuzu kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyiz. Şehitlerimize Allah’tan rahmet niyaz ediyor; ailelerine, silah arkadaşlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm mensuplarına ve aziz milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum. Ayrıca, çatışmada yaralanan asker ve korucularımıza da Rabbim’den acil şifalar temenni ediyorum." "TERÖR, ER YA DA GEÇ KAYBETMEYE MAHKUMDUR" Terör örgütü, Ramazan ayında böyle kalleşçe bir saldırı düzenleyerek, bir kez daha bu ülkenin ve aziz milletimizin milli ve manevi değerlerine düşmanlığını sergilemiştir. Terör, er ya da geç kaybetmeye, yok olup gitmeye, milletin azim ve kararlılığı karşısında erimeye mahkumdur. Bugün teröre destek veren, müsamaha gösteren, terörle birlikte kardeşliğimizi, birliğimizi, huzurumuzu hedef alan terör uzantıları da, terör örgütü gibi tarihte kara bir leke olmanın ötesine geçemeyecektir. Her türlü imkânımızla, güc&... Devamı

Gündem

2012-08-05 04:41:00
Gündem |  görsel 1

Beyzbol Sopası Beyzbol sopasının ne anlama geldiğini diplomatlara sormanın alemi yoktur, mesaj açıktır. İngilizce bilmeyenin… Anladığı dildendir.  Durmak yok yola devam da… El frenini çekip inersem. Kafanı kırarım demektir! Yılmaz Özdil-Hürriyet Gazetesi 04/08/2012 Şemdinli Neden Halep Olmaz? “Arap baharı”nın romantizmine kendini kaptırarak ve gaza gelerek Şemdinli’den Halep çıkarmaya çalışan PKK’nın, Avucunu yalamak durumunda Kalacağını söyleyebiliriz. Hem de rahatlıkla… Ahmet Hakan-Hürriyet Gazetesi 04/08/2012 Bölünme, Olmasına Olacak da; Kanlı mı, Yoksa Kansız mı? Son günlerde, “Kürtçü” Türk gazetecilerin Söylediği şudur: “Bölünmüşlükteki fiili Durumun, yasal statüye kavuşturulması Gerekir. Yeni anayasa bunu sağlamalıdır”. Hayırlısı olsun. Demek ki üniter Cumhuriyet ilelebet payidar olmayacakmış. Nasıl Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüşmüş ve hayat devam etmişse, TC.’nin de ikili yapıya dönüşmesinden sonra da hayat devam edecektir. Mesele, dendiği gibi geri dönülmez kerteye gelmişse, “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyen demokratik Türkiye, bu meseleyi Büyük Millet Meclisi’nde “kansız” halledecektir. Bugüne kadar az mı kan döküldü, bu nasıl kansız çözüm? Diye bir soru akla gelebilir. Doğru; Bugünlere kanla gelinmiştir. Ama adına çözüm denen bölünmenin yaratabileceği sorunlar hesaba katılmazsa, bundan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunları çözerken akabilecek kan geçmişe rahmet okutabilir. Ege Cansen-Hürriyet Gazetesi 04/08/2012 ... Devamı