Hemi De

2011-06-16 14:15:00

Ben soyunmuşum sıcakları bekliyorum Her gün yağmur yağar çıplak bedenime Ben sadece ama sadece seni seviyorum Komşunun kızı takmış beni gönlüne Yürümez bu sevda ben de biliyorum Yanık gönlüme söz geçiremiyorum Hemi de hemi de, ben de seviyorum Hiç umurumda değil, artık gidiyorum Bir şeyler yapsana, bana mani olsana Ben de cahilim gönlüm kayıyor kıza Allah’ım ne olur bana bir engel çıkar Bu sevdadan kimseye yok bir fayda Neden yazdım bu dizeleri bilmiyorum Ne böyle bir aşk var, ne de bir sevda Herhalde gençliğim düştü yarım aklıma Okuyan benzetmesin beni bir çapkına   Bozkırın Yüreği Devamı

Bir Olalım

2011-05-31 15:22:00

Deprem, sel ve yangın Zoruna gitmiyor insanın İnsanın insana yaptığı Unutulmuyor inanın!.. Dostluk ve kardeşliğin Kitabını yazmışken biz Bizi birbirimize düşüren Medeni denilen şerefsiz! Bakınca hayvanata Utandım insanlığımdan İnanma sahte saltanata Besleniyor asil kanından. Gecelerin bir dili vardır Okumaya Yusuf ister İmanda birlik vardır İnanmaya gönül ister. Sen sen ol, dinle bu sözü Bir olmaktır , bu işin özü Gel etrafına çember olalım Sönmeden bu ateşin közü. Bozkırın Yüreği Devamı

Kaynana Baskısı

2011-05-29 19:04:00

Kaynana gelin anlaşmazlığı, birçok ailede geçimsizliğin baş sebebidir. Memleketimizin birçok yerinde olduğu gibi, kaynana, kayınbaba  veya kocasının akrabalarının anlamsız müdahaleleri ve baskıları, ailede huzuru bozar, ağızlarının tadını kaçırır ve geçimsizliğe sebep olur. Kaynana ve kayınbaba kendi geçmişlerini ve gençliklerini unuturlar, gençlerin de kendileri gibi yaşamalarını, kendileri gibi düşünmelerini isterler. Dedikleri olmayınca da, kıyameti koparırlar. Yıkıcı ve anlamsız telkinlerle, kadın tarafı kızlarını kocasına karşı hırçınlaştırmaya, erkek tarafı da oğullarını karısına karşı baskı yapmaya zorlarlar. Bu durum karşısında eşler arabozucu telkinlere kapılmazlar da birbirlerine sahip olur ve sımsıkı bağlanırlarsa, tehlikeli imtihanı atlatmış olur ve güzelce geçinirler. Ahmak dostların telkiniyle birbirlerini üzerler ve incitirlerse, aralarındaki sevgi bağları çözülür, huzurları bozulur ve bu huzursuzluk bazen ayrılığa kadar gider.   Her kaynana bir zamanlar kendisinin de gelin olduğunu ve o zamanlar kaynanasından neler beklediğini hatırlamalı, gelininden şefkat ve merhametini esirgememelidir. Gelinler de bir zaman gelip kendilerinin de kaynana olacağını düşünmeli ve o zaman gelininden neler bekleyecekse kendisi de kaynanasına öyle davranmalı, büyüklere karşı saygılı ve hürmetkar olmalıdır. Doğru da olsa, yanlış ta olsa, dediğim dedik çaldığım düdük, her şey ben nasıl istersem öyle olacak şekilde davranan zalimane ve despot aile büyükleri  artık bu kuru inatlarından vazgeçip, anlayışlı, sevecen ve hoşgörülü olmak zorundadırlar.    Geçici bir oyun ve oynaştan ibaret olan şu üç günlük dünyada huzur içinde yaşamak ve yaşatmak isteyen büyükler ve genç... Devamı

Az Olup Yeterli Olanı

2011-05-22 07:47:00

Kişi çalışıp elde ettiğiyle yetindiği ve başkasının elindeki nimete göz dikmediği, aç gözlülük yapmadığı sürece rahat bir hayat yaşar. İhtiras içini doldurup benliğini sarınca, huzursuzluk baş gösterir ve hayatın gerçek anlamda tadı kalmaz. Çünkü, dünya nimetleri amaç ve nihai gaye değil; gerçek amaca erişmek için birer vasıtadır. Gerçek amaç ise, Allah’ın mülkünde O’nun nimetlerinden yararlanırken hayırhah bir insan olup, diğer insanlara faydalı olmaya çalışmak ve dünya hayatını ilahi düzenlemeye göre değerlendirip, ahiret hayatına yeterince hazırlanmaktır. Bunun için Resulüllah buyurdu ki: “Ne kadar güneş doğmaya başlarsa yanı başında iki melek bulunur ve yeryüzündekilere şöyle seslenir: “Rabb’inize yönelin. Çünkü gerçekten az olup yeterli olanı, çok olup oyalayıcı olanından hayırlıdır.” O iki melek seslerini, insan ve cinler dışında her şeye duyururlar. Bozkırın Yüreği Devamı

Evliliği Saygısızlık Öldürür!

2011-05-15 23:15:00

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan aileyi bir orkestraya benzetir. Eşlerin her biri kullandıkları ens­trümanı tanır, bilir ve dilinden anlayarak çalarsa o orkestrada uyum olur. Aksi halde ortaya kulakları sağır eden bir ses çıkar. Hakim kanaate varabilmek için son kez ne­den boşanmak isteklerini sordu çifte. Ka­dının gözyaşları bir an bile durmadı. En sonunda dayanamayıp eşine döndü ve "Bendeki bu aşkı nasıl öldürdün?" diye haykırdı. Aileler anlaşamayınca evlenmek için 7 yıl mücadele ettiği ve 20 yıl acı-tatlı pek çok şey paylaştığı eşine bu duruma geldikle­ri için kızmaması imkansızdı. "Bu insanı eşin olarak kabul ediyor musun?" ve "Boşanmak istiyor musun?" sorularına aynı cevabı vereceklerini nasıl bilebilirdi ki. Sevgiyle başla­yan evlilik, sürekli artan saygısızlık yüzünden sona ermişti işte. Çünkü ilişkilerinin en değerli öğesini yitirmişlerdi. Bu hikaye, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) veri­lerine göre 2005 yılından bu yana ülkemizde yaşanan 604 bin boşanma sahnesinden sadece biri. Evliliği bitiren se­bepler arasında ilgisizlik, sadakatsizlik, anlayışsızlık, ileti­şimsizlik, bencillik ve şiddet başı çekiyor. İlişkilerin omur­gasını oluşturan 'saygı' bitmişse çiftler, birbirinin ömrünü torpillemeye başlıyor ve yolun sonu adliyeye çıkıyor. Duygu ve düşünceler zamanla değişebilir, her ilişkide olduğu gibi evlilikte de eşe duyulan sevgi doz ve mahiyet değiştirebilir. Fakat evlilik ipinize saygı düğümünü atmışsanız ilişkiyi yürütmek mümkün. Evlilik terapisti psikolog Sibel Dinç, günlük hayatta kullandığımız “sevmek zorun­da değilsin ama saygı duymak zorundasın” düsturunun evlilikte de geçer... Devamı