Almanya Acı Vatan

2011-04-21 06:31:00

1969-1970 öğretim yılında ortaokul 3. sınıfı okuyordum. Sene sonunda mezun olamadım ve  1970 ve 1971 yıllarında bir marangoz atölyesinde çalıştım. Babam o sıralarda Almanya’da işçi olarak çalışıyordu. Babama bir mektup yazdım ve beni Almanya’ya götürmesini istedim. Bizleri Almanya’ya götürmemekte direnen babam, yazdığım mektuptan ikna olmuş olacak ki, beni Almanya’ya işçi olarak götürmek üzere istek talebinde bulunmuş ve 1971 yılının temmuz ayında izne geldiğinde de Almanya’ya işçi olarak gidebilmem için Türkiye’de yapılması gereken tüm işlemlerimizi  27 Ağustos 1971 Cuma günü tamamlamıştık. Babam yıllık izninin bitiminde  tekrar uçakla Almanya’ya döndü. Ben de  4 Eylül 1971 Cumartesi günü  İstanbul Sirkeci tren garından bindiğim bir kara trenle Almanya acı vatan serüvenimi başlatmış oldum. O günkü tren yolculuğumuzun sonunda Edirne Uzunköprü hudut kapısından Yunanistan’a giriş yaparak Türkiye topraklarını geride bıraktık.  Sırasıyla Bulgaristan, Yugoslavya ve Avusturya ülkelerinden de geçtikten sonra  nihayet Almanya topraklarına girdik. 3 gün süren yorucu bir tren yolculuğundan sonra  6 Eylül 1971 pazartesi günü akşamın karanlığında Almanya’nın Aşağı Saksonya Niedersachsen eyaletinin Verden ilçesine bağlı Achim nahiyesinin tren istasyonuna geldik. O gün beni tren istasyonundan babamla birlikte bir arkadaşı karşılayarak aldılar. Tren istasyonu ile babamın ikamet ettiği lojmanın arası yakın olduğu için birlikte yürüyerek babamın kaldığı lojmana geldik. Kahvaltı türü hazırlanan bir akşam yemeğinden ve yolculuk sohbetinden sonra lojmanda misafir işçi olarak ikamet edenlerin müştereken kullandıkları mutfak, banyo... Devamı

Benlik

2011-03-10 10:31:00

Benlik, insanın kendi varlığından ve sıfatlarından haberdar olmasıdır. İnsan güttüğü koyunlar için “benim koyunlarım“ diyebildiği halde, koyunlar sahip oldukları bacakları için “benim bacaklarım” diyemiyorlar.  Güneş te gezegenlerine sahip çıkamıyor.  İnsana bu imtiyaz niye tanınmış? Arzın halifesi olduğu için... Halife, Sultan’ın mülkünde, O’nun namına tasarruf eder. “Benim malım, benim mülküm” derken, mülkün ve malın gerçek sahibini hatırından çıkarmaz! Benlik, gerçekte büyük bir nimet, büyük bir sermaye. Ama onu yerinde kullanmak şartıyla. Arzın halifesi olduğunu unutmayıp Kainat Sultanı’nın namına hareket etmek, O’nun emanetlerini yine O’nun rızası yolunda kullanmak şartıyla. Hiçbir icraatına şahsi reyini, hevesini ve nefsini karıştırmamak şartıyla.  “Nefsini bilen Rabb’ini bilir” sırrına ermek, “ben” diyebilmeyi bir anahtar yapıp “O” diyebilmek şartıyla. Kendi varlığını düşünürken, “Bana bu varlığı kim lütfetti ise, şu bütün alemi de yoktan var eden ancak O’dur”  diyebilmek ve mutlak varlığın ancak O’na mahsus olduğunu bilmek şartıyla, benlik duygumuzu kullanabiliriz.   Bozkırın Yüreği ... Devamı

İnternetten hakarete 3 bin 500 YTL Ceza

2011-03-08 17:22:00

Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinde, internette yayınlanan bir habere ''hakaret'' içeren yorum yazdığı gerekçesiyle bir kişi, 3 bin 500 YTL para cezasına çarptırıldı. Türkücü Mustafa Çiçek, Çelikhan Kaymakamlığı'nın 5 ay önce Şehit Şeyho Şişman Lisesi'nde düzenlediği eğlence programında sahne aldı. Program bir internet sitesinde haber olarak yayınlandı. Haberin yayınlandığı web sayfasının yorum köşesinde 'gutlas' rumuzuyla Mustafa Çiçek'i hedef alan ve hakaret içeren bir yorum yayınlandı. Mustafa Çiçek, yorum yazısında 'yavşak' sözcüğüyle kendisine hakaret edildiğini, küçük düşürüldüğünü öne sürerek suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yaptığı soruşturmada, yorum yazısının ilçede lokanta işleten Abdurrahman Büyüktaş'ın bilgisayarından yazıldığı belirlendi ve ceza davası açıldı. Sanık Abdurrahman Büyüktaş, Çelikhan Sulh Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasındaki ifadesinde, lokantasındaki bilgisayarını zaman zaman arkadaşlarının da kullandığını, yazıyı kendisinin yazmadığını, kimin yazdığını bilmediğini belirtti. Mahkeme, Türk Dil Kurumu sözlüğünde "yavşak'' ifadesini mecaz anlamda 'yılışık, geveze kimse' anlamında kullanıldığını belirledi. Yargılama sonucunda, hakaret suçunu alenen işlediğine karar verilen Abdurrahman Büyüktaş'ın 3 bin 500 YTL ceza ödemesi kararlaştırıldı. Kaynak:  19.11.2007- Zaman Gazetesi Hakaret MADDE 125. – 1-Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden ya da yakıştırmalarda bulunmak veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygın... Devamı

Fenerle Adam Arayan Filozof

2011-03-08 11:20:00

Filozof Diyojen'in "gerçek adam"ı aramak için gündüz fener yaktığını herkes bilir. Fenerle ne aradığını soranlara, onların dikkatini çekmiş olmanın hazzıyla, "Adam arıyorum, adam!" dermiş. Yani demek ister ki, sureta adam/şeklen insan çok, fakat sireta adam/ahlaki ve manevi açıdan gerçek insan yok... II. Abdülhamid'in kızı, babasının hatıratını ihtiva eden kitabında "Bu milletin uğradığı en büyük sıkıntı kaht-ı rical meselesidir." dediğini nakleder ki; o koca sultan, sadrazam tayin etmek istemiş, fakat devlet adamı sıfatını taşıyan bir kimseyi bulamamanın sıkıntısı ile "Ah kaht-ı rical!" diye inlemiş. Bu iki nakil, sireta adamın sureta adama olan üstünlüğünü vurgulamak içindir. Halen içimizde ne kadar sureta adamlar varsa, bir o kadar da sireta adamlar olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, sureta adamların baskı, şiddet ve aymazlıkları karşısında sus pus olmuş sireta adamları bulup, onların toplumdaki saygın yerlerini almalarını sağlamalıyız.   Bozkırın Yüreği   ... Devamı

Konuşma ve Yazma

2011-03-04 13:08:00

Merhabalar, Bloggerdeki bloglarımızın erişimine engel olan; doğamızda olan yazma ihtiyacımızı engelleyen bu zihniyeti ve bu zihniyetten doğan her türlü yaptırım araçlarını şiddetle kınıyorum. Anlatma isteği, insanda doğal bir eğilimdir. Çocukluk döneminde ağlama, bağırtı ve el yüz hareketleriyle görünürlük kazananan bu istek, sonradan dil aracılığıyla konuşma ve yazma şeklinde belirir. İnsanoğlu varlığını belirtmek için  konuşma ve yazma  unsurlarından birine başvurmak ihtiyacını duyar. İnsandaki  konuşma ve yazma ihtiyacı; kişisel, toplumsal ve uğraşsal zorunluluklar şeklinde tezahür eder. Bu bağlamda, yazmak; dünyayı tanımak ve onu dost hale getirmekse, çalan çanlara kulaklarımızı tıkayamayız. çalan çanlarda,  kendi sesimizin yankılarını duymamız gerekir. Çevremizdeki çirkinlikleri , haksızlıkları ortadan kaldırarak, onları değiştirip düzelterek, dünyayı dost hale getirebiliriz. Haksızlıkların yok edilmesi, çirkinliklerin giderilmesi, toplumda bir saygı dengesi yaratır. Bu nedenledir ki, yazmaya katılmış her insan, öbür insanlardan daha ağır bir sorumluluk yüklenmiştir. Böyle bir sorumluluk yüklenme de yazarı, toplumun sözcüsü haline getirir. Bu bağlam da, bizler de yazdığımıza ve dolayısıyla bu gruba dahil olduğumuza göre, üstümüze düşeni seve seve yerine getirmeye hazır mıyız?     Bozkırın Yüreği ... Devamı