İnsan Utanır!

2011-03-03 14:18:00

İnsan utanır,  alem-i insana bakınca, İnsan diyemez kendine, insana bakınca, Sen,  her ne kadar hak yüzünü setre çalışsan, Hak zahir olur arife, her yana bakınca. Başdan başa teşhir ediversen de cihanı, Ellere kalır mülk-i,  Süleyman’a bakınca, Öz kardeşi olsa,  erhab-ı garez eylemez,  insaf, İnsan ise hayret de  kalır, Yusuf-ı Kenan’a bakınca. Es-Seyyid  Osman Hulusi Darendevi Devamı

Bloğuma Dokunma!

2011-03-02 00:10:00

Milyonlarca blogger şokta! Dünyanın en büyük blog platformlarından Blogspot, Digiturk'ün aldırdığı mahkeme kararı sonucunda Türkiye'de erişime kapatıldı. Gerekçe ise yayın hakkı Digiturk'e ait lig maçlarından görüntülerin bazı bloglarda yayınlanıyor olması.     Yayın hakları Digiturk’e ve Lig TV’ye ait olan maçlar, bazı internet siteleri  tarafından  kanunlar hiçe sayılarak yayınlanmaktadır. Kanunların kurumumuza yüklediği bütün yükümlülükler eksiksiz yerine getirilip içerik ve yer sağlayıcılar defalarca uyarılmasına rağmen internetten illegal yayın yapılmasına son verilmemiştir., Son çare olarak yüce Türk mahkemelerine başvurulup  illegal yayınları yapan sitelerin verdiği zararın durdurulması talep edilmiştir. Mahkeme yasal olarak her şeyin yapıldığını ve ihlalin hala durdurulmadığını tespit ederek bu sitelere erişimin engellenmesi kararı vermiştir. Bu kararın uygulanması ile  birlikte blogspot’ta bazı bloglar’a da erişimde problemler ortaya çıkmış olup, bu  problemlerin tek sorumlusu uyarıldığı halde illegal içerikleri yapan sitelerin yayınını ısrarla durdurmayan Google ve Blogspot’tur. Halkımızdan almış olduğumuz destekle Türk futboluna yaptığımız yatırımlarla birlikte, illegal maç yayınlayan kişi yada kişilerle mücadelemiz devam edecektir. Kamuoyuna saygılarımızla sunulur.”   EN HIZLI UYGULAYICIDAN AÇIKLAMA Digiturk'ün şikayetiyle alınan erişim engeli kararını en hızlı şekilde uygulamaya koyan servis sağlayıcı (ISP) konumundaki Superonline da konuyla ilgili öğle saatlrinde bir açıklama yayınladı. Açıklama şöyle: "Blogspot.com, Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14.01.2011 tarih ve 2011/156 D iş sayılı kararın... Devamı

Cemre

2011-02-28 23:18:00

Cemren olayım dilber Düşeyim havana Bırak ısınsın havalar Ne kaldı ki bahara Sonra düşerim suyuna Basarım seni bağrıma Dört gözle beklersin Düşmemi toprağına Ve düşerim toprağına Çatlar tohum toprakta Filizlenirken sevgimiz Uzanır aşkın doruğuna   Bozkırın Yüreği Devamı

Hoşgörü

2011-02-21 10:20:00

Romalılar M.Ö.1.yüzyılın sonlarına doğru Galatya'yı eyalet haline getirip Ankara'yı metropolis-başkent yaptıktan sonra, bir takım imar faaliyetlerine girişmişler ve şehrin büyüyüp gelişmesini sağlamışlardır. Roma-Augustus Tapınağı'nın bu dönemde yapılarak imparator kültürünün de Ankara'ya getirilmesi bu kente verilen önemin bir belgesidir.   Agustus Tapınağı, Ulus’ta Hacıbayram Camii’nin bitişiğinde yer almaktadır. Roma Döneminin önemli yapıtlarından biri olan tapınak, son Galat Hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pylamenes tarafından Augustus'a bağımlılık nişanesi ve Galatya Eyaletinin Roma’ya katılmasını kutlamak amacıyla M.Ö. 25 yılından sonra yapılmış olmalıdır. Roma Döneminde Ankara, Augustus Tapınağı'nın bulunduğu kutsal tepenin etrafında kurulmuştur. Her ne kadar M.Schede tarafından M.Ö.2.yüzyıla tarihlenmiş olsa da, tapınakta bulunan mimari öğeler erken Augustus Dönemini (M.Ö.27-M.S.14) işaret etmektedir. Frig Döneminde Tapınağın bulunduğu tepede bereket tanrıçası Kybele ile Ay tanrısı Men'e tapınıldığını, Roma Dönemi sikkelerindeki tasvirlerden ve yazıtlardan anlamaktayız. Ayrıca kolonadın kuzey-batı antası üzerindeki yazıttan ise tapınağın Augustus ve Tanrıça Roma'ya adandığını biliyoruz. 15 nci yüzyıl başlarında, Türkler’in Ankara’yı almasıyla, eski bir Anadolu geleneği ve Anadolu insanının hoşgörüsü olarak, Hacı Bayram-ı Veli Camiini, tapınağın üstüne değil, bizzat kuzeybatı köşesine eklendiğini görmek mümkündür. Bu yaklaşımı, Türk kültürünün ve Müslüman inanışının muhteşemliğinin en büyük ifadesi olarak yorumlamak gerekir kanısındayım. Çok tanrılı bir dönemin temsilcisi olan Agustus Tapınağı ile o... Devamı

Veladet-i Nebi Gecesi

2011-02-13 14:02:00

Hayatın gayesi, yaratılışın manası silinmiş, yok olmuştu. Herşeyin manasını yitirdiği, başıboşluk ve hüzün örtülerine büründüğü bir zamanda ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu. O vahşet devrinde Miladi 571 yılının Nisan ayının 20’sine rastlayan Rebi’ul-evvel ayının 12 nci Pazartesi gecesi Mekke-i Mükerreme’de sabaha karşı kainat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş ahir zaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalatü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.   İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kainatın Sahibini ilan ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hatta cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı. Doğudan batıya bütün alemin nurlara büründüğü, İlahi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?  O gece Yahudi alimleri semaya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur." Dediler.  O gece evin içinin nurla dolduğunu ve yıldızların sanki üzerlerine dökülecekmiş gibi sarktıklarını görmüşler.  Kabe'deki putların hepsi yüzüstü yere yıkıldı. Ateşe tapanların, yani mecusilerin bin seneden beri yanmakta olan kocaman ateş yığınları aniden sönüverdi. Medayin şehrindeki İran Kisrasının sarayının on dört kulesi burcu yıkıldı. Mukaddes sayılan Save Gölü'nün de o gece bir anda suyu çekilip kuruyuvermişti. Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan Semave Nehri vadisi yine o gecede dolup taşarak akmaya başladı. şeytan ve cinler ... Devamı